Çocuk ve Oyun

Kimisi için uzun bir sopa, üzerinde maceradan maceraya koştuğu bir attır. Kimisine göre elbise giydirdiği yastıklar ninnilerle büyüttüğü bir bebek, çamaşır mandalları çiftlikteki envayi çeşit hayvan olur. Bazısı için yağmurlu bir günden arta kalan çamur pasta börek olur, yaprak ve çubuklar tabak kaşık…

Yetişkin gözüyle nasıl göründüğüne takılmayın, her oyunun başka bir tadı, başka bir anlamı vardır. Hele de bu oyun artık çocuklarını yitirmeye yüz tutmuş sokak aralarında, mahalle köşelerinde ya da sıcacık bir soba başında ise bir ömür unutulmayan anılar arasına girer. Sadece oyunlar değil, oyun arkadaşları da unutulmaz.

Bir çocuk ne zaman mutludur? Üç beş arkadaşıyla kurduğu oyuna kendini kaptırmış bir çocuğun yüzüne bakın, anlarsınız. Şair ne güzel tasvir ediyor:

“Kimi zaman küçük kızlar / serin bir neşeye vurulup / bu bahçeyi mesken tutarlar / neler yapıp eder küçük kızlar / küçük kız ninni söyler / saçları örülü mısır bebeğe / küçük kız kap kacak yapar çamurdan / küçük kız sepet örer otlardan / küçük kız çiçek çiçek demetler hayatı.”

Ayşete Dilek Seyhan’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2014 sayısında.