Durup Düşünmeden

Semerkand Dergisi - Editörden

Yaşadığımız çağı işgal eden dünyacı anlayışın hayatımızdan belli ölçüde kopardığı büyük değerler var. Sadece Cuma hutbesinin sonunda Allah’ın emirleri olarak bize her hafta tebliğ edilen üç konuda kendimizi yoklarsak, kaybettiklerimizin bir kısmını anlayabiliriz: Adalet, ihsan ve akrabaya vermek… Bunlardan sadece adalet kavramının kendi ferdî yaşantımızla ilgili kısmını, yani “adl sahibi” olmak nedir, öğrendiğimizde muhtemelen zihin dünyamızdaki aşınmayı görmüş oluruz.

Bu üç emrin devamında gelen üç yasak hususunda da durum farklı değil. Evimize, işimize, sokağımıza, içinde yaşadığımız topluma ve nihayet kendi iç dünyamıza baktığımızda “fahşâ”, “münker” ve “bağy” ile pek meselemiz varmış gibi görünmüyor. Kolay ve klişe bir tercümeyle söylenen “Allah çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar” sözlerini duyup, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Böyle ciddi ciddi düşünmemiz, yanlışımızı ve eksiğimizi gidermemiz gereken anahtar kavramlardan biri de “kanaat”. Şükürler olsun, kelime henüz dilimizde yaşıyor. Ama anlam derinliğini, iman ve hayatımızla kopmaz irtibatını hayli yitirmiş olarak.
Kanaat, bir mümin için kolayca üstünden geçilebilecek bir konu olmadığı gibi, uzaklarda hayal meyal seçilen bir ufuk da değil. Üç günlük dünya hayatında huzur bulmanın, manasız sıkıntı ve telaşlardan kurtulmanın anahtarı.

19’uncu yılına giren dergimiz, anlayışından ve duruşundan taviz vermeden yayın hayatına devam ediyor. Siz okuyucularımıza, emek veren kardeşlerimize bir kez daha teşekkür ediyoruz. 2017 yılı için abone kampanyamızın devam ettiğini hatırlatalım.

Şubat sayımızda buluşmak üzere inşallah…

 Sabahattin Aydın