Ölsek De Ravzanı Ruhumuz Bekler

Nizam-ı Cedid Topçubaşısı Ömer Ağa ile Tuna Vilayeti Posta ve Telgraf Müdürü Mehmet Nahit Bey’in kızı olan Fatma Adile Hanım’ın tek çocuğu olarak 4 Şubat 1868 de Rusçuk’ta doğmuştu. 1877-78 tarihi Balkan Türkleri için çok şey ifade ediyordu. Türk-Rus Harbi kısa sürede Rumeli Bozgununa dönüştü. Kan kokusu ve top sesleri içinde Anadolu’ya akan kafilelerden birinde 10 yaşına yeni giren Ömer Fahrettin de bulunmaktaydı.

Küçük göçmen büyük asker

Soyu, Balkanları bir Osmanlı yurdu haline getiren mühim kahramanlardan akıncı Bali Bey’e dayanan bu çocuk, Tuna kenarından yaptıkları bu utanç verici yürüyüşü ve vatansız kalmanın acısının ne olduğunu ömrü boyunca unutmayacaktı. Öyle ki bu çileler asker olma iştiyakını artırdı. 1888’de Harbiye mektebini birincilikle bitirdi.

Göç yollarının minik muhaciri, genç bir süvari teğmeni olmuştu. Sürekli kendisini geliştiriyordu. Yabancı dil eğitiminin üzerinde ısrarla durdu. İstanbul Posta ve Telgraf Müdürlüğü’ne atanan babasının yanında çalışan Fransız mühendislerden Fransızca dersleri aldı. Fotoğrafçılığa merak salarak daha 17 yaşında tüm İstanbul’u kare kare objektiflere işledi. Bu hünerini daha da ilerletmek için İstiklal’de bulunan  Febüs Fotoğrafhanesi’nin sahibi Bogos Tarkulyan’dan özel dersler aldı.

Ozan Bodur’un hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Ocak 2017 sayısında.