Ağacın ve Meyven

Her amel ağacının bir türlü meyvesi olur. Her meyvenin kendine mahsus bir ağacı olduğu gibi, her amelin de kendine mahsus usulü vardır. Mesela zâhir ilimlerin tahsilinde lügat, sarf, nahiv, mantık, kelam, hadis, tefsir öğrenmek şarttır. Bâtın ilimlerin kazanılmasında önce bir mürşid-i kâmile bağlanmak, sonra da ihlâs, devamlı zikir, az yemek, az uyumak, az konuşmak, halkın arasında uzlet edip kalbini ve dimağını dinlendirmek gerekir. Hakikat ilminin kazanılması ise dört şeyi terk etmekle mümkündür: Dünyayı terk, ukbayı terk, varlığı terk, terki terk…

Bâtın ilmi tasavvufla, tasavvuf da seyr ü sülûkla olur. ‘Seyir’ takip hali, ‘sülûk’ ise takip edilecek yolun hakikatidir. Kötü amellerden iyi amellere, iyi amellerden daha güzeline yönelmek sülûktur. Tasavvuf ehli hakiki sofi yirmi dört saat seyr ü sülûk eder.

Ey sofi, bir günündeki kemalât bir sonraki gününde yoksa, seyr ü sülûkun noksandır! Seyr ü sülûkun anahtarı mücahede ve riyazettir. Nefsinin emirlerine boyun eğememek mücahede; mücahedenin yanı sıra ibadete yönelmek riyazettir. Sofi, iki kanatlı kuş gibidir. Bir kanadıyla mücahede ile seyreder, öbür kanadıyla riyazet ile sülûk eder.

Yazının devamı Semerkand Dergisi Ocak 2017 sayısında.