Bilenler Bilmeyenlere Karşı

10. yüzyılın hadis ve fıkıh alimlerinden Ebu Bekir el-Âcurrî rh.a., “Ahlâku’l-Ulemâ: Âlimlerin Ahlâkı” isimli kitabında, ilim sahiplerinin insanlarla münasebetlerinde sahip olması gereken edepleri şöyle açıklar:

Yüce Allah, müminler arasında bir kimsenin şanını “ilim ehli” olarak yaydığında, insanlar da onun bilgisine muhtaç olduğunda, gerçekten alim olsun veya olmasın, herkes ona karşı tevazu gösterir.

Ayni şekilde ârif kimsenin de ilim yönüyle kendisi gibi olana tevazu göstermesi, onların gönüllerinde kendisine karşı muhabbetin yeşermesine sebep olur.
Alimlere karşı tevazu ise onun için bir zorunluluktur. Çünkü ilim bunu öğretmekte ve gerektirmektedir.

İlimde kendisinden daha az nasibi olanlara gösterdiği tevazu ise, ilmin Allah katında ve gönül sahipleri nezdinde onu şerefli kılmasındandır.

Alimin ilminde, dürüstlüğünde, isteklerinin güzelliğinde takınacağı edeplerden biri de, ilmi vesilesiyle Allah’ın hoşnutluğunu istemesidir. İlmi ile şan ve şöhret, makam ve mevki talep etmemesi, kendisinde bulunması gereken edeplerdendir.

Yazının devamı Semerkand Dergisi Şubat 2017 sayısında.