Din Günü

“O, Din (ceza ve hesap) gününün mâlikidir.”  (Fatiha, 4)

Allah Tealâ Fatiha sure-i celilesinde önce kullarının kendisine şükretmelerini tenbih edip, bütün alemin yaratanı, rızıklandıranı, koruyanı ve terbiye edeni olduğunu bildirdi. Rahmân sıfatı ile kullarına dünyada sayısız nimetler lütfetti. Bu nimetlere mukabil onlara şükretmeleri için emir verdi ki, insanlar bütün azaları ile şükretsinler diye… Nitekim gizli ve açık vücudun en ücra köşesine kadar o nimetler giderek azaların beslenmesine, gelişmesine ve kuvvetlenmesine vesile olur. Bunun için verilen nimetlere şükür, ancak uzuvların ibadete yönelip yasaklardan kaçınmasıyla tam olur. Yoksa sadece dil ile şükür kelimesini söylemek yeterli değildir. (Ebu’l-Leys es-Semerkandî, Tefsîru’l-Kur’an)

Allah Tealâ bu hakikati bildirdikten hemen sonra kullarının dikkatini çekiyor:

“Önünüzde ceza ve mükafat günü var. O günün sahibi ve maliki benim. O günden kimse kurtulamaz. Eğer size verdiğim nimetlerime şükrederseniz, Rahîm sıfatımla korktuklarınızdan kurtulup umduklarınıza nail olacak ve cennetimle mükâfatlandırılacaksınız. Hesap gününde kimseye haksızlık yapılmayacak, herkes dünyada yaptıklarının karşılığını görecektir. Eğer nankörlük yapar, bu dünyada nimetlerime şükretmez de nefsinize uyarak isyan edip şeytana dost olursanız, bunların karşılığında cezanızı çok acı çekeceksiniz.”

Sıtkı Çoban’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Şubat 2017 sayısında.