Dua

Kulların hallerini arz, başlarına gelen sıkıntı ve kederlerin çözümü için Allah Tealâ’dan yardım ve destek istemek olan dua; aynı zamanda kullar için bir ibadet, Yaratıcı’ya yakınlaşma vesilesidir. Ayrıca Cenab-ı Hak tarafından emredildiği gibi yapılan duaların kabul edileceği müjdesi de verilmiştir.

İbadetin özü

Duası olmayanların Allah katında bir değerlerinin olmayacağı ilahî buyruğu da, duanın mümin kullar için ne denli değerli ve önemli olduğunu vurgulamıştır.
Gerçekten de dua, kulun Rabbine dilekçe sunması, halini arzetmesi, O’ndan içinde bulunduğu duruma karşı yardım ve inayetini istemesidir.

Duanın hakikati, Yaratıcı’ya muhtaçlık halinin açığa vurulması, güç ve kuvvetin Yüce Yaratıcı’ya ait olduğunun kabullenilmesi, O’na karşı beşer olmanın küçüklük ve muhtaçlığının kabullenilmesi, Allah Tealâ’yı hamd ve senâ etme, cömertlik ve keremi yüce zâtına tahsis etme demektir. Bu da kulluğun ve ibadetin özünü oluşturur. Bundan dolayı Efendimiz s.a.v., “Dua ibadetin ta kendisidir.” ve “Dua ibadetin özüdür.” buyurmuştur.

Evet; Rasulullah s.a.v. duanın ibadet olduğunu açıklamış, Allah Tealâ kendisine dua etmeyenleri kibirli kimselerden sayarak, onların aşağılanmış halde cehenneme atılacaklarını bildirmiştir.

Hz. Peygamber s.a.v.; “Dua ibadetin kendisidir!” buyurdu ve: “Bana dua edin, icâbet edeyim. Çünkü bana ibadeti (duayı) bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min, 60) ayetini okudu. (Taberânî, Duâ, hadis nr. 11)
Başka bir hadis-i şerifte ise, ayet-i kerimede sözü edilen ibadetin hangisi olduğunu soran sahabe-i kirama Hz. Peygamber, Bakara suresinin 186. ayetini okuyarak, açıkça bunun dua olduğunu bildirmiştir.

Duanın değerini bilmek

Yüce Yaratıcımız mümin kullar için duanın ne kadar değerli olduğunu belirtmiş, Rasul-i Ekrem s.a.v. de bunu vurgulu biçimde teyit etmiştir. Aynı zamanda dua kapısından girmenin kullar için büyük bir lütuf ve rahmet olduğu bildirilmiştir.

Ali Kaya’nın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Şubat 2017 sayısında.