Ancak Sana Yalnız Senden

(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fatiha, 5)

Namazlarımızın her rekâtında Fatiha Suresi içinde tekrar ettiğimiz bu ayet-i kerimenin geniş mealini Ömer Nasuhi Bilmen rh. a. şu ifadelerle veriyor:
“Yarabbi! Yalnız sana ibadet ederiz. Senin azametini kalben düşünür, huşu ile ancak sana taatte, ibadette bulunuruz. Ve ancak senden yardım dileriz. Ancak sana sığınır, senden lütuf ve yardım bekleriz.”

Fatiha Suresi’nin bu ayetten önceki ilk dört ayetinin mefhumu şöyle özetlenebilir:
Ey insanlar! Ey akıl sahipleri siz mutlak güzelliğe ve kemâle tazim gösterenlerden iseniz ben Allah’ım. Her kemâl benimdir ve eğer kudret (güç) ve ihsana (iyilik etmeye) tazim gösterenlerden iseniz ben Âlemlerin Rabb’iyim. Ve eğer gelecekteki iyilikleri isteyerek tazim gösterenlerdenseniz ben Rahmân ve Rahîm’im. Ve eğer korku ve ürkme ile tazim gösterenlerdenseniz ben Din Günü’nün sahibiyim. Tazimin bütün sebeplerini zatında toplayan ve kendisine ibadet edilen tek ilâhım.

Bu hitaba muhatab olan kullar da acaba Allah Tealâ’ya nasıl, ne şekilde hamd edelim diye düşünecekler ve soracaklardır. İşte buna cevap olarak Allah Tealâ mealen;
‘(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız yardım dileriz.’ deyiniz buyurmuştur. (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili)
Yalnız Allah Tealâ’ya has kıldığımız ibadet/kulluk ne manaya gelmektedir. Bir amelin ibadet olabilmesinin şartları nelerdir ve kulluk nasıl icra edilir?

İbadet nedir?

İbadet geniş anlamıyla, insanın ruhen ve bedenen bütün varlığıyla yalnız Allah Tealâ adına şuurlu, tevazulu, huşulu ve acziyetini bilerek yaptığı itaat ve gösterdiği yakınlıktır.
Teslimiyetle tazim göstermenin, boyun eğmenin, Alemlerin Rabbi karşısında hiçliği kabul etmenin kemal noktası ibadettir.
Mabudluk (kendisine ibadet edilen) de, ancak kendisinden nimet vermenin en üstün şekli görülen kimseye yakışır. Nimet vermenin en büyüğü ise hayat ve kendisinden faydalanılan şeyleri yaratmaktır. Bütün bunlar yaratan da sadece ve sadece Allah Tealâ’dır.