Cephede Bir Mürşid

Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla Ruslar Kars üzerinden Doğu Anadolu’ya saldırmış, halk hicret etmiş, şehir ve köyler boşalmıştı. Erzurum’u işgal eden Rus orduları Muş ve Bitlis’e kadar dayanmışlardı.

İslâm sancağının dalgalandığı topraklara saldıran kâfirlere karşı koymak için bölgedeki mürşidler ve alimler harekete geçti. Bölge halkı tarafından sevilen ve sözüne itibar edilen bu zatlar arasında Nurşin beldesinde dergâh kuran, Hazret-i Sanî unvanıyla meşhur Şeyh Muhammed Diyaüddin k.s. hazretleri de vardı.

Bazı halifelerini kendi aşiretlerini cihada davet etmek ve onların başında savaşmakla görevlendiren Hazret, bölgedeki aşiret ağalarının cihad sahasına inmesinde etkili olmuştur. Yanında kardeşleri, halifeleri, müridleri, talebeleri ve sevenleri olduğu halde bizzat kendisi de savaş alanındaki yerini almıştır.

Hazret’in hazırlıkları tamamlayıp cihada başladığı günlerde Ruslar, Kıliç Keyduk isimli köye saldırırlar. Emrindeki milislerle beraber bir anda düşmanın karşısına çıkan Hazret, şiddetli çarpışmalara rağmen Rusların saldırısını bertaraf eder. Çetin bir savunma ile karşılaşan Ruslar beklemedikleri bu direniş karşısında mağlup olarak geri çekilirler. Bu çarpışmalar esnasında cesareti ve kahramanlığı ile öne geçen, çevresindekilerin dikkatini üzerine toplayan zat yine Şeyh Muhammed Diyaüddin k.s. olmuştur.

Halk arasında cesareti ile tanınmış olan kardeşi Muhammed Said, Hazret’in cephedeki gayret ve şecaatini gördükten sonra şöyle der; “Hazret, bütün kemalâtları almış, bize yalnızca kahramanlık kalmıştı. Şimdi onu da elimizden aldı.”

Mümin Munis’in hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mart 2017 sayısında.