Derdimiz Batı Değil Kendimiz

200 yıldır Batı ile derdimiz bitmedi. 200 yıldır durmadan Batı’nın peşinde geziyoruz. Bu kadar uğraşmamıza rağmen gerçek Batı’yı keşfeden çok az. Çünkü çok azımız kendini biliyor. Kendini bilmeden başkasını bilmek de mümkün değil. Bu, kişiler için de geçerli; toplumlar, memleketler ve medeniyetler için de…

Düşmanın silahıyla kendini vurmak

Batı üç asırdır askeriyle, aydınıyla, sermayesiyle, sanatıyla İslâm’a saldırıyor, biz cevap vermeye çalışıyoruz. Batı yeni bir silah geliştiriyor, hemen onu satın almaya çalışıyoruz. Batı yeni bir fikir üretiyor, onu aparmak için yarışıyoruz. Sorun şu ki, cevaplarımızı verirken bile Batılı kavramları, fikirleri, kelimeleri, anlayışı kullanıyoruz.

Oysa Batı’ya cevap yetiştirmekle asırlar geçireceğimize kendi cümlelerimizi kursaydık bugünden daha iyi bir yerde olurduk. Biz sormalıydık, onlar cevap vermeliydi. Biz cevap verirken bile kendimiz olsaydık, kendi cevabımızı kendi ilkelerimize ve fikirlerimize yaslasaydık çok şey değişirdi. Bunları yapsaydık bugün içinde yuvarlandığımız kaybolmuşluk, kişiliksizlik ve keşmekeşten uzak olurduk.

200 yıldır emeğimizi, servetimizi, zihnimizi, insanımızı Batı yollarında heba ettik. Yüzbinlerce gencimizi Batı’ya tahsile gönderdik. Amaç, ilmi-fenni öğrenmeleri, sonra memlekete dönüp faydalı olmalarıydı. Ama gidenlerin çoğu orada kaldı, Batılı sisteme payanda olarak yaşadılar ve öldüler. Bir kısmı ise geri döndü, onlar da kendi memleket ve milletlerini beğenmez oldular. Burayı küçük İngiltere, küçük Amerika yapamayınca kahrederek, kendi köşelerinde ölüp gittiler. Bunca emek, bunca para vererek yetiştirdiğimiz okur yazar, tahsilli, akıllı insanımızın kendi tarihlerine, insanlarına, coğrafyalarına bakışı Batılı eserler üzerinden oldu.

Atilla Pamirli’nin hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mart 2017 sayısında.