Taşıdığımız O Ruh

Semerkand Dergisi - Editörden

Şehitlik kavramının bu kadar gündemde olduğu başka bir ülke daha olduğunu sanmıyorum. Bunun sebebi “gazi millet” oluşumuzda aransa gerek. Ta dokuzuncu asırdan itibaren, İslâm’la müşerref olduktan sonra “dinin kılıcı” olmuşuz. Allah’ın mesajının yükseltilmesi yani “ilâ-yı kelimetullah” hayat gayemiz olmuş. Buna göre devletler kurmuşuz, teşkilatlanmışız, üç kıtada at sürüp cenk etmişiz.

Sonra devir değişmiş, kendimize başka hedefler koymuşuz, hatta kimliğimizi, o eski sıfatlarımızı ret ve inkâr etmeye kalkmışız. Fakat icat ettiğimiz yeni kimliğimize, öne sürdüğümüz yeni hedeflere ne kendimiz inanmışız ne de başkalarını ikna edebilmişiz. Ki bâtıl cephesi bize musallat olmaktan, diz çöktürmeye çalışmaktan hiç ama hiç vazgeçmemiş. Biz de tarihe gömüldüğü zannedilen ruhu, üfleyince ateşe dönüşecek bir kor gibi sînemizde saklamışız. Rabbimize hamd olsun…

Düşmanın içerideki dışarıdaki bu kadar muannit, biz de bu ruhla berdevam oldukça şehitlik hep aklımızın bir ucunda. Ocağımızda, sokağımızda, mahallemizde… Daha geçen yılın ortasında, milleti kendileri gibi parya yapmak isteyen kirlilere hak ettikleri dersi verirken, yüzlerce kardeşimiz şehadet mertebesine ulaştı. Dünyanın en cani terör şebekeleri her fırsatta saldırıyor. Güneyimizde bilfiil cephedeyiz. Yani gaza devam ediyor; yeryüzünde hak ve bâtıl mücadelesi sürdükçe de devam edecek.

Hal böyle olunca, şehit ve şehitlik gibi ulvî kavramları bilgi dağarcığımızda genel kültür seviyesinden ileri bir noktaya taşımak gerekiyor. Üstelik şehitliğe dair büyük müjdeleri hatırlamak, dünyanın yüzündeki makyaja kapılmama şuurunu ilka ediyor. Nasılsa bitecek olan bir ömrü, ilahî lütufların en ihtişamlısıyla taçlandırma şevkini veriyor.
Bu ayın son günlerine denk gelen mübarek Üç Aylarınızı tebrik ederiz. Nisan sayımızda buluşmak üzere inşallah.

Sabahattin Aydın