16 Nisan İkinci Miladımız Olacak mı?

Türkiye, uzun tartışmaların sonrasında 16 Nisan’da referandumla birlikte yeni bir sürece girmiş olacak. Geçtiğimiz aylarda da bu satırlarda yine referandum meselesine değinmiş ve Türkiye için kritik bir dönemece girildiğini ifade etmiştik. Referanduma adım adım yaklaştığımız bugünlerde ulusal ve uluslararası bağlamda yaşananlar, Türkiye’nin bu sürece girerek kimleri rahatsız ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

İçeriden başlamamız gerekirse, ana muhalefet partisinin başını çektiği “hayır”cı grup, teklif edilen 18 maddeyi okumadan “diktatörlük” yaygarası yaparak, söz konusu değişiklik teklifine herhangi bir karşı argüman üretmeden, her zaman olduğu gibi sırf muhalefet etmek için karşı çıkıyor. Diğer taraftan, Türkiye’ye mevcut iktidarla mücadele görüntüsüyle zarar vermeye çalışan ne kadar örgüt varsa, makul bir gerekçe göstermeksizin “hayır” diyor. Ayrıca, çok değil beş-on yıl önce Türkiye’nin ne kadar modern, ne kadar özgürlükçü, ne kadar gelişmiş bir ülke olduğunun altını ısrarla çizen sözüm ona entelektüel bir kitle, sırf nemalanamadığı, gelir ve itibar kaybettiği için “hayırcı” gruba tam destek veriyor.

Dışarıda da durum çok da farklı değil. Bir zamanlar dost görünüp, “birlik”lerine alma vaadinde bulunan, bunun için Türkiye’yi tekrar tekrar kapısından geri çeviren Avrupa, sonunda asıl niyetinin ne olduğunu ortaya koyarak, referandumda hayır diyecek kaç örgüt, teşkilat, siyasî parti varsa açıktan desteklemeye başladı. Almanya’da yayınlanan gazeteler Türkçe manşetler atarak, demokrasinin tüm kuralları harfiyen işletilerek Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Recep Tayyip Erdoğan için yakışıksız, kışkırtıcı üslupla alenen hakaret içeren ifadelerle dolduruldu. Hollanda hükümetinin seçim arifesinde ülkelerine giden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza yaptıkları, yaşananları protesto eden vatandaşlarımıza reva gördükleri muameleler; üzerine bir de İngiltere Dışişleri Bakanı’nın yaptığı pervasız açıklama Batı’nın referandumda ne istediğini gözler önüne seriyor. İrili ufaklı birkaç Avrupalı “medenî” ülkenin ağabeylerini memnun etmek için Türkiye’ye gösterdikleri tepkileri ise yazmaya bile değmez!

İsmail Taha’nın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2017 sayısında.