Biraz Edep!

Yaşadığımız hayata bir bakalım. Neyin peşindeyiz? Neyi arzu ediyoruz? Kimi seviyoruz? Neye yakınız, neye uzağız?

Önümüze bir durum çıktığında, bir iş geldiğinde nasıl karar veriyoruz? Neye göre, kime göre? Neyi düşünerek, neden gafil kalarak? Kızdığımızda, sevdiğimizde ne yapıyoruz?

İki yol, iki tercih

Her işin bir hak, bir bâtıl yönü var. Dünya hayatının imtihan olması bu yüzden… Tercihlerimiz, seçimlerimiz, sevdiklerimiz bizi ya Allah’a yaklaştırıyor ya da O’ndan uzaklaştırıyor. Ya fıtratımıza kavuşuyor ya da ondan kopuyoruz. İrade bizde, ipler elimizde. Bu can bineği nereye çekersek oraya koşuyor.

Müminin niyeti de, işi de iyilik ve güzellik üzerinedir. Fakat kötüyü kötü olarak tanımak da bir nasip… Birçoğumuz içinde olduğumuz şer batağından hâlâ uyanmış değiliz. Mesela bugün bizim hanım bir tanıdığından bahsetti. O kadının eşi sürekli piyango bileti alıyormuş. Kadın da kendilerine ikramiye çıkması için hep dua ettiğini söylüyormuş. En sonunda ikramiye çıkmış, bir daire satın almışlar. Kadın çok sevinerek hanıma “dualarım kabul oldu” demiş.

Ben bu sözleri işitince dehşete kapıldım. Zira sadece kötülükle iştigal etmek değil, nefsinin yol açtığı o kötülüğü hâşâ Hak’tan nimet bilmek ne kadar feci bir şey!

Atilla Pamirli’nin hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2017 sayısında.