İrtica Yok Efendiler!

14 Mayıs zaferini kazanan, fakat bugün hakarete uğrayan ve küçük görülen yüz, milletin ta kendisidir. Ne partiler ne basın ne de bir avuç aydındır!

İrtica yok efendiler! Yalnız milletin başına bela kesilen bir iki menfaat düşkünü yazarın yaygarası var!

Son günlerde yine bir irtica yaygarası koptu. İrtica var iftirasıyla yine müslüman halkımızın iman ve akidesine karşı küfürler ve hakaretler savruldu. Günlük gazetelerin bazısında düşmanlara bile yakışmaz şekilde hakaretâmiz karikatürler görüldü. Yazar geçinen bazı kimseler elifbasını bile bilmedikleri şeylerden, laiklik hukukundan, din sosyolojisinden kırk yıllık uzman edasıyla günlerce dem vurup sütunlar doldurdu. Ortalıkta bir tereddüt ve belirsizlik havası oluşturdu. Resmî makamlara yol şaşırttı. Resmî beyanatlara; iktidar ağzıyla lüzumsuz ve yersiz tehdit ve tahriklere yol açtı.

Ortada irtica diye bir şey yoktur efendiler! Yalnız cahilce bir inat ve taassupla bu memleketin tarihine, diline, dinine, maneviyat ve mukaddesatına vurulan tekmelerin acı, fakat haklı eleştiri ve tepkileri vardır. Çeyrek asırlık zaman içinde inim inim inletilen masum insanların göğüslerini dolduran âhlar boşalmaktadır. Seneler boyunca yapılmış haksızlıkları ve zorbalıkları tenkit etmek ve kötülüklerin düzeltilmesini istemek yasak mıdır?

Müslümanlığa mahsus ibadetleri icra etmek, hatta medenî kanunu tenkit etmek irtica mıdır? Hangi hukuk prensibiyle? Medenî kanunun milli hayatımıza, özellikle aile yuvamıza indirdiği darbelerin inkârı mümkün müdür? Bu kanunun evlenme ve miras sistemleri bu memleketin aile ocağını bombaladığı bir hakikattir. Milet varlığımızın temeli olan aile ocağı gözlerimizin önünde her gün biraz daha çökmektedir. Komünizmin aile düşmanlığından bahsediliyor.

M. Fatih Çakır’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2017 sayısında.