Göz Ardı Edilen Fatih

Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u fethederek Efendimiz s.a.v.’in övgüsüne mazhar olan, bin yüz yıllık Bizans İmparatorluğu’nu tarih sahnesinden silen, Doğu’ya ve Batı’ya yaptığı yirmi beş büyük seferle dost düşman herkesin takdirini kazanan ve Osmanlı mülküne 18 yeni ülke katan, tarihimizin en büyük şahsiyetlerinden birisidir.

Sıradışı bir şahsiyet

Fatih Sultan Mehmed Han ciddi manada azim ve irade sahibi, verdiği kararları mutlak suretle tatbik eden bir kişiliğe sahipti. Devlet idaresinde gevşekliğe sebep olan aksaklıklara tahammül göstermediği gibi, devlet meselelerinde hissiyatını gizlemeyi bilmişti. İç politikada yapacağı hamlelerden askerî harekâtlara kadar sırlarını sadece muhatapları ile paylaşarak, her seferinde düşmanlarını ve rakiplerini şaşırtmasını bilmişti.

Saltanatının ilk yıllarında bile genç yaşına rağmen itidal ve soğukkanlılığı elden bırakmamış, siyasî ve askerî kriz anlarında ipleri eline alarak sorumluluktan kaçmamıştı. Sıkı bir devlet adamı olmasının yanında gerçek bir münevverdi. Arapça, Farsça, İtalyanca ve Rumca biliyordu. Biliyordu demekten kastımız, anadili gibi konuşuyordu. Yoksa günlük hayatta kullanabildiği diller çok daha fazlaydı. Rumca üzerinden örnek verecek olursak, eski Yunan kaynaklarını inceleyecek kadar bu dile hakimdi. Bilmediği dillerin kaynaklarını sürekli tercüme ettirerek güncel meseleleri takip ederdi.