Hastalıkların Şifası

Kanaat İzzete, Tamahkârlık ise Zillete Neden Olur

19. yüzyıl Nakşibendî-Halidî şeyhlerinden Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî k.s. hazretleri, “Devâü’l-Müslimîn: Müslümanların İlacı” adlı risalesinde şöyle der:

Allah her hastalığın bir şifasını mutlaka yaratmıştır. Nitekim Efendimiz s.a.v., “Allah, gönderdiği her derdin şifasını da göndermiştir. Bunu bilen bilir, bilmeyen bilmez.” (Buharî, Tıb, 1; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/413) buyurmuştur.

İmam Tirmizî rh.a. demiştir ki: “Hadiste şifası bulunan hastalıklar kalbî, ruhî ve bedenî hastalıklar ile onların şifalarını kapsamaktadır.”

Nitekim Hz. Peygamber s.a.v. cehaleti hastalık olarak nitelendirmiş, ilacının da alimlere sormak olduğunu beyan buyurmuştur. Yine, Kur’an-ı Kerim’in bütünüyle şifa olduğu belirtilmiştir ki, Kur’an gerçekten cehalet ve şüphe gibi kalbî hastalıklara şifadır.

Bu hastalık ve belalardan kurtulmanın yolu, onlar gelmeden önce sabırla engel olmak, geldikten sonra istiğfarla, nasuh tövbe ile uzaklaştırmaktır. Bunların her ikisi de Allah’ın kendilerine kolaylaştırdıkları kişiler için kolay, yardımdan mahrum ettikleri için zordur.

Yazının devamı Semerkand Dergisi Mayıs 2017 sayısında.