Medeniyetin Üç Parmak İzi

Medeniyetin parmak izini neden şiir, mimari ve musikide buluyoruz? Çünkü;
• Şiir, kelimelerin musikisi ve mimarisidir.
• Mimari, yapıların şiiri ve musikisidir.
• Musiki, seslerin şiiri ve mimarisidir.

Aynı öz, farklı tezahür

Bu üçünün nasıl bu kadar ilişkili olduğunu merak edebilirsiniz. Sonuçta şiir kelimelerle yapılır. Taşla, betonla, ahşapla yapılan mimarinin ses ve çalgılarla yapılan müzik ile ne ilgisi var, diye düşünebilirsiniz. Kelimeleri ahenkli bir şekilde dizerek yapılan şiir ile binaların ne ilgisi var diye de sorabilirsiniz.

Aslında bizim apayrı sanatlar, bambaşka alanlar olarak gördüğümüz bu üç sanat birbiriyle bağlantılı, hatta iç içedir. Çünkü bir şiirin, bir binanın, bir musikinin sanat olabilmesi için üç özelliği aynı anda taşıması gerekir:

• Güzellik
• Ahenk
• Ölçü
Bir binada, bir şiirde, bir şarkıda bu üç özellik olunca o eser, sanat eseri olur.

Mimarinin, şiirin, musikinin iç içe sanatlar olmasının sebebi ise bağlandıkları özün aynı olmasındandır. Ama 200 yıldır süren aymazlığımız yüzünden maalesef her işi, her sanatı, her bilimi birbirinden kopuk görüyoruz. Onun için, “mimarinin müzikle ne alakası var” diyenlerimiz çıkabilir. “Grafik tasarımın din ile ne ilgisi var” diyenler olabilir. Hatta bunu söyleyenlerin önemli bir kısmı dindar insanlardır.

Atilla Pamirli’nin hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mayıs 2017 sayısında.