Milletin Kararı

Cumhuriyet tarihimizin en zor dönemeçlerinden birini daha sağ salim aşmış bulunuyoruz. Neden “sağ salim” dediğimi aşağıdaki satırlarda anlatacağım. Önce şunu söylemekte yarar var: Demokrasi, Yunanca “demos” ve “kratos” kelimelerinin birleşmesinden oluşur. “Demos” halk; “kratos” ise güç, yönetim, iktidar anlamlarına gelir. İki kelime bir araya geldiğinde “demokrasi” olur ki, “halkın iktidarı” demektir.

Demokrasinin uygulandığı bütün coğrafyalarda halkın çoğunluğu ne derse o olur. Bu adil midir değil midir, bambaşka bir tartışmanın konusu. Ancak madem demokrasiyi benimsediğimizi söylüyoruz, madem her darda kaldığımızda demokrasiye atıfta bulunup onun ardına sığınıyoruz, o halde halkın iradesine de saygılı olmak durumundayız.

Cumhurbaşkanlığı sistemini oyladığımız referandumun sonucu %51,4’le “evet” çıktı. Yani milletin ekseriyeti sistem değişikliğini kabul etti. Kendisini demokrat olarak tanımlayan herkesin bu karara saygılı olması şart. Sonuç “hayır” da çıkabilirdi. Fakat her şey ortadayken türlü manevralarla sonucun değişeceğini ummak, en hafif ifadeyle kendi kendisiyle çelişmek demektir. Yıllarca “halka rağmen halk için” diyen bir kitleyi anlamak bu bakımdan zor değil. Ancak üzülerek görüyoruz ki, bütün argümanlarını düşmanlık kavramı üzerine inşa eden bazı kişilerin itirazına akıl sır ermiyor.

İsmail Taha’nın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mayıs 2017 sayısında.