Derviş Bohçası

Tevazu; alçak gönüllü olmak, kendi itibar ve derecesini küçük görmek, boyun eğmek anlamlarına gelir. Kibir kavramının karşıtıdır.

Kök olarak “vaz” kelimesine dayanır ki “vaz” koymak demektir. Buradan tevazunun kendini daha aşağı konuma koyma, bulunduğu yerden daha aşağıda kendini görme anlamını taşıdığı ortaya çıkar.

Tevazu, tasavvufî bir kavramı olarak dervişin kendinde büyükleneceği bir varlık görmemesi, Allah Tealâ’ya tam manasıyla boyun büküp ibadet etmesidir.

Derviş, samimi olarak kendisini diğer müminlerden aşağı görür. Çünkü kendi kusurları ile meşguldür. Başkalarının ise bu kusurlardan temiz oldukları kanaatindedir.

Bu yüzden ayırt etmeksizin herkese karşı mahcup, davranışlarında yumuşak, tatlı dilli ve güleç yüzlüdür. Davranışları samimidir, gösteriş için değildir.

Cihat Ceylan’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Temmuz 2017 sayısında.