İhlâsa Dair

Dinimizin zâhirî ve bâtinî bütün hükümleri, kalbimizde başlayan, hal ve hareketlerimizle devam eden, insanî ilişkilerle toplumun bütününde gerçekleşen bir ıslahı ve arınmayı vaat eder. Bu sebeple gerek ferdî gerek toplumsal anlamda dinin zâhirî ve bâtınî tüm hükümlerinin bütünlük içinde anlaşılması ve bu şuurla amel edilmesi çok önemlidir. Dinin yalnızca bir yönüne rağbet edip diğer yönünü ihmal edenlerin dinini kemale erdirmesi, ferdî ya da toplumsal manada tam faydayı sağlaması mümkün değildir.

Dinin bâtinî hükümleri içinde ihlâs konusunun ayrıcalıklı bir yeri vardır. Kur’an ve Sünnet’te ihlâsın bir fazilet olmaktan çok imanın bir gereği olduğu bildirilmiştir. Allah dostları tasavvuf yolunun esasının, seyr ü sülûkun temel adabının ihlâs olduğunu ve tasavvuf yolunda ancak ihlâslı olanların yürüyebileceğini bildirmişlerdir.

Peki, gerek dinin hakkıyla yaşanması, gerek tasavvuf yolunda mesafe kat edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ihlâs nedir ve bu manada muhlis kul kimdir? İhlâsa ulaşanlar ihlâsı nasıl tarif etmişlerdir?

Selim Uğur’un hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Temmuz 2017 sayısında.