Kitaplık

Ayın Kitapları

15 Temmuz Diriliş Destanı, Haz. Dr. Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları

Bir Hilal Uğruna, Selim Uğur, Semerkand Yayınları

15 Temmuz 2016’da vatana ve millete kasteden alçaklar ve iş birlikçi hainler, her bir karesi şehit kanıyla sulanmış toprağımıza ve necip milletimize pusu kurup dinimizi, vatanımızı, devletimizi ve milletimizi zillete düşürmek istemişlerdi. Bunu gerçekleştirebilmek için her yolu denemiş; tank, top, uçak, helikopter gibi en ağır silahlarla saldırıya geçmişlerdi.

Şehadeti arzulayan bu millet, gözü karalığın destanını yazarak tankın tüfeğin önüne dikilmiş ve Cenab-ı Mevlâ’nın inayetiyle hainlerin tuzakları bozulmuştu. Milletimiz korkmadı, sinmedi. Sonu her türlü zillete açık bir oyunu tekbirlerle, kelime-i şehadetlerle bozdu. Ve o kapkara geceyi imanlarının nuru ile aydınlattı. Neticede o gece 248 insanımız şehadet şerbetini içerek rahmet-i Rahmân’a kavuştu. 2196 insanımız da yaralandı ve gazilik şerefine nail oldu.

İlk sene-i devriyesini idrak ettiğimiz şu günlerde, 15 Temmuz mücadelesi hâlâ devam ediyor. Suçluların ortaya çıkarılması, ülkemiz ve milletimiz üzerinde oynanan oyunların bertaraf edilmesi için gayret sarfetmemiz gerekiyor.

Bir yılda 15 Temmuz için çok şey yazıldı, birçok kitap yayınlandı. Binlerce program yapıldı, belgeseller çekildi. Filmlere konu edildi. Bu böyle devam edecektir. Etmelidir de… Bu destan anlatılmalıdır. Semerkand Yayınları da, 15 Temmuz’un ilk sene-i devriyesini iki kitapla karşılıyor.

İlk kitap Selim Uğur’un kaleminden: “Bir Hilal Uğruna”. Selim Uğur kitabında 15 Temmuz vesilesiyle şehadetin, mukaddesat ve vatan mücadelesinin önemini tarihten güzel örneklerle anlatıyor.

İkinci kitap ise Dr. Hüseyin Okur’un editörlüğünde hazırlanan “15 Temmuz Diriliş Destanı”. Prestij baskı olarak hazırlanan eser Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Binali Yıldırım’ın hitaplarıyla başlıyor. Ardından Muhammed Mübarek Elhüseyni’nin “Şerrin Hayra Tebdili” başlıklı yazısı 15 Temmuz sürecini ve sonrasını değerlendiriyor.

Ayrıca çalışmada birçok ismin yazısına yer veriliyor. Şehit aileleri ve gazilerle yapılmış röportajlar da mevcut. Bunların yanında istatistiki bilgiler ve 15 Temmuz’a dair çok özel resimlere yer verilmiş.

Her iki çalışma da 15 Temmuz’a dair sahih bir bakış açısı için okumaya değer. Sözü Muhammed Mübarek Elhüseyni’nin yazısından bir bölüm ile bitirelim:

“Yaşadığımız hadiseler tarih, millet ve vatan şuurunu çocuklarımıza aşılamak için önemli bir fırsattır. Zira 15 Temmuz, şehid ve gazileriyle, birlik ruhunun şahlanışıyla, tarihimizde okuduğumuz, gıpta ettiğimiz kahramanlıkların bir benzeri ve tekrarıdır.

İslâm milletinin kahramanlığı, badireler karşısındaki sebat ve azmi sadece tarihte yaşananlardan ibaret değildir. Asr-ı Saadet’ten günümüze kadar bu üstün meziyet devam etmektedir. Sadece dönemin zâhiri ve imtihanı değişmiştir. Yaşadığımız hadisenin önemini bildiğimiz sürece, olan bitenden ders almaya, sabit-kadem erler yetiştirmeye devam ederiz inşallah.”

Yeni Çıkanlar

Tuna’ya Doğru, Mehmet Emin Ulu, Eşik Yayınları

Tarihimiz kahramanlıklarla dolu. Onlardan biri de yakın tarihimizden diyebileceğimiz Plevne Müdafaası. İnsanüstü bir gayretin timsali olan Plevne Müdafaası, sebepleri ve sonuçları itibariyle pek mühim bir hadisedir. Plevne’de, o dönem Avrupası’nın “hasta adam” olarak gördüğü Osmanlı’nın Gazi Osman Paşa komutasındaki askerleri, beş ay süre ile Ruslar’ın ilerlemesini engellemiştir. Osmanlı askerinin kahramanca mücadelesi, Batı’nın hayranlığını ve düşmanın dahi takdirini kazanmıştır. Eşik Yayınları’ndan çıkan “Tuna’ya Doğru”da Mehmet Emin Ulu, bu destansı savunmayı, Osman Paşa’nın hayatına da değinerek gözler önüne seriyor. Belgesel niteliğindeki roman yaz ayları için güzel bir tavsiye.

Genç Osman / Şâh-ı Cihân’a Nasıl Kıydılar? Samet Akgün, Eşik Yayınları

Celâlî isyanlarıyla yıpranmış bir halk… Sert tedbirlerle bu isyanları durdurup halkını sevindirmiş, kardeş katlini yasaklayarak tebasının gönlünde taht kurmuş bir padişah olan Sultan Ahmed… Sultan Ahmed’in vefatının ardından tahta oturması aslında hiç istenmeyen, devlet işlerinde tecrübesiz şehzade Mustafa… Sultan Mustafa’nın tahtın yükünü kaldıramaması üzerine aceleyle Devlet-i Âliyye’nin başına geçirilen genç şehzade Osman ve yönetimde söz sahibi olan annesi Kösem Sultan… Bu kişiler ve olaylar, genç, ıslahatçı, dirayetli, fakat daha delikanlı çağında bir o kadar da aceleci Sultan II. Osman’ın hayat hikâyesinde yer alıyor ve Osmanlı Devleti’nin belki de en trajik olayına sahne olan bir dönemi anlatıyor. “Genç Osman: Şâh-ı Cihân’a Nasıl Kıydılar?” adlı eser, o döneme doğru sürükleyici bir yolculuk.

Ayın Gündemi

Şark Bir İzzet Cephesi, Muhammet Bahadır Şahin, Eşik Yayınları

Yaz aylarında okunabilecek kitaplardan biri de, Eşik Yayınları’nın öykü serisinden çıkan “Şark Bir İzzet Cephesi”. Muhammet Bahadır Şahin’in kaleminden çıkan kitap, Doğu Cephesi’nin isimsiz kahramanlarına dair öykülerle Birinci Dünya Savaşı’nın yürek burkan hatıralarını bugüne taşıyor. Yakın tarihimizden öğrenmemiz, çıkarmamız gereken çok ders olduğunu hatırlatıyor. Çünkü o günlerde yaşananların etkisi hâlâ devam ediyor. Doğu’nun güç kaybetmesine paralel olarak hakimiyet alanını genişleten Batı, Doğu topraklarını sömürülecek kaynak, kültürünü ve insanlarını ise ancak kendileri gibi olurlarsa kısmen insanlaşacak yaratıklar olarak gördü. Bu kitleler ya pasifleştirilmeli ya yok edilmeliydi. Bu vahşi, insanlık dışı bakışın Doğu’ya yaşattıkları, hesapsız acılara ve büyük krizlere yol açmış, bu hissiyat edebiyat ve sanata da işlemiştir.

Sessiz Siperler, Kemalettin Çalık, Eşik Yayınları

Savaş öncesi 1910’ların İstanbul’u ve üç kafadar: Şair Cemali, Âşık Rafet, Tıbbiyeli Mustafa… Aslında her şey, müstear isimlerle gazetelerde İttihat ve Terakki aleyhine yazılar kaleme alan Bedii Faik’in vapurda bir suikasta kurban gitmesiyle başlar. Bu hadise tahammülsüzlüğün geldiği noktayı işaret etmektedir. Sonraları İstanbul ahalisi beklenen haberi gazete satıcısı çocuktan duyar: “Yazıyor, yazıyor… Seferberliğin ilan edildiğini yazıyor!” Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Koskoca Devlet-i Âliye göz göre göre alevlerin içine sürüklenmiştir. “Sessiz Siperler Çanakkale” romanıyla, bütün sıradanlığıyla devam eden hayatlara bomba gibi düşen seferberliğin derin etkilerini hissedecek; bir yandan da perde arkasındaki olaylardan hareketle “savaş” olgusunun onarılmaz sonuçlarına şahitlik edeceksiniz.

Abdullah Can’ın hazırladığı yazı Semerkand Dergisi Temmuz 2017 sayısında.