Safâ ve Safvet

Aziz ve Celil olan Allah, şu çağımızda halkın çoğunluğu ile bu yola ve bu yolun ehli olanlar arasına bir perde çekmiştir. Bunun inceliklerini onların kalplerinden gizlemiştir. Hatta bir kesim, bunun sadece zâhiri düzeltmek için bir riyazet olduğunu, bâtının müşahede edilmesinin söz konusu olmadığını zannetmiştir. Başka bir kesim, bunun aslı ve hakikati olmayan bir yol ve şekil olduğunu zannetmişlerdir. Hatta avam da kendilerini taklit etmiş, bâtın ehlinin safvetini (arınmışlığını) talep etmeyi kalplerinden silmiş, böylece selefin ve sahabenin mezhebini rafa kaldırmıştır.

Safâ ve safvet sıddık (sadakati tam ve daimî) olanın sıfatıdır. Hakiki sûfiyi kastediyorsan bunu böyle bil. Zira safânın bir aslı ve kökü, bir de fer’i yani dalı vardır. Safânın aslı, kalbin ağyardan (Cenab-ı Hakk’ın dışında herkesten) ayrılmasıdır. Fer’i ise gaddar dünyadan eli boş olmasıdır.

Ali Kaya’nın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Eylül 2017 sayısında.