Şeytan Ateşi, Zikir Ateşi

Salı günü dereye, Çarşamba günü tepeye, Perşembe günü zinaya, Cuma günü tövbeye giden insana, yörüngesini seçemediğinden “seyyar” denilmiş, “sabit” denmemiş. Henüz sabit olamadığı için müridlere de “seyyar” denilir.

Mevlâ Zülcelâl sesleniyor ki: “Ey itminana ermiş (mutmainne) nefs! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak dön Rabbine. Kullarımın arasına katıl. Katıl cennetime.” (Fecr, 27-30)

Burada “Mutmainne”yi okurken “irci’î: katıl” demek sabitin hakkıdır. Seyyare olan “irci’î” hitabından anlamaz. “İrci’î” hitabında iki hüküm vardır: Sen Allah’tan razı olarak, Allah da senden razı olarak… Allah rızayı önce bize yükledi: “Sen benden razı olursan ben de senden razı olurum.”

Kul Allah’tan nasıl razı olur? İradesi ve tercihleri, tevekkülü, fikri ve zikriyle Rabbinin fermanında yörünge olarak dolaşmakla olur. Fakir yaptı, hasta oldun, musibet geldi; razı olacaksın! Her ne hal olursa olsun “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” diyeceksin, başım gözüm üstüne diyeceksin. İşte bu hal Allah’tan razı olmayı gösterir. Hâlık-i Zülcelâl de ondan razı olur.

Cennet Allah’ındır. Oraya amel karşılığında girilmeyip, ancak ihsan ve ikram olunduğundan, O sana “gir” der. “Ben kazandım, gireyim!” diyemezsin.

Mehmet Ildırar’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Eylül 2017 sayısında.