Derman Arardım Derdime

“Hakk’dan âyân bir nesne yok, gözsüzlere pinhân imiş.”

Böyle bitiriyor sözlerini Niyazî-i Mısrî k.s. hazretleri. Yani buyuruyor ki, “Bu kâinattaki her şey Hakk’a ve hakikate işaret eyler. Lakin bu ayan beyan hakikatleri gözü olanlar görebilir ancak. Gözsüzler için meçhuldür”. Hazret’in “göz”den kastı baş gözü değildir şüphesiz. Gönül yahut kalp gözüdür, basirettir. Nitekim ilahinin başından sonuna kadar, mahlûkata kalp gözü ile bakan bir ârif-i billah’ın gördüğü bazı hakikatler sıralanıyor. Gözsüzlüğün sevk eylediği zannın hakikate uymadığı, göz açıp görüldüğünde hakikatin zannedilenden farklı olduğu anlatılıyor. Kalp gözüyle ulaşılan bir müşahedenin bizi de gözümüzü açmaya, uyanmaya çağıran haberleri bunlar. İtibar gerekir. İtibar dahi ibret nazarıyla bakmaktır, zâhirle perdelenen bâtını görmektir.

Zanniyyattan kaçınıp basiret sahibi ehl-i irfanın müşahedesine itibar edildiğinde, mesela derdin aynı zamanda derman olduğu görülecek, büyüklerin birbirlerine “Allah derdini artırsın!” duasındaki hikmet anlaşılacaktır. Dert elbet eza verir, cefa verir. Bir sıkıntı, bir zorluk, bir meşakkattir ve bilinmelidir ki Allah’tandır. Yine bilinmelidir ki her işi hikmet üzere olan Cenab-ı Mevlâ kullarına zulmetmez. Bizim derttir deyip ümitsizliğe kapıldığımız haller, ekseriya şer gibi görünendeki hayırlar cümlesindendir.

T. Ziya Ergunel’in hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Aralık 2017 sayısında.