İtibar Ararken

unutmak

Toplum olarak yaşadığımız büyük kırılmalar neticesinde pek çok kelime ve kavram ya lügatların sayfalarına gömüldü ya da anlamı tamamen değişerek ters yüz oldu.

Kelime ve kavramlara atfettiğimiz önem, geçmiş özleminden ya da eski edebiyat merakımızdan kaynaklanmıyor. İnsan kelimelerle düşünür, hayata bakışını, duruşunu yani zihnini ve kimliğini dağarcığındaki kelimelerin anlam dünyası üzerinden inşa eder.

“İzzet ve zillet” bugünkü günlük dilde çok revaç bulan kelimeler değil. Nispeten eski kuşaktan sayılanlar tarafından belki hâlâ kullanılıyor. Ama asıl sorun bu iki kelimenin atıfta bulunduğu değerler sistemindeki değişim, dolayısıyla anlamındaki bozulma.

Buraya kadar söylediklerimizin soyut, fikrî konular olduğunun farkındayız. Şöyle ifade edelim: Bugün “izzet”in kapsamı içinde bulunan “saygınlığın, itibarın, prestijin” kaynağı olarak neyi görüyoruz? Aynı şekilde “zillet”in kapsamında bulunan “düşüklüğün, acizliğin, muhtaçlığın” anlamı ve sebebi sizce ne olabilir?

Genel geçer algıda bunların hepsi mal mülkle, makam mevki ile alakalı. Çünkü içinde yaşadığımız dünyacı kültür, kimliğimizden kopuk eğitim sistemi başka türlü düşünmeye imkan bırakmıyor.

Diyelim, bir malumat olarak, Allah’ın Kitabı’nda bütün bu kelimelerin ifade ettiği durumların çok daha başka sebeplere bağlandığını biliyoruz. Peki o bilgi bizim bakışımızı, duruşumuzu ne ölçüde değiştiriyor, dönüştürüyor? Çocuklarımıza neyi tavsiye ediyoruz?

Bu soruların cevaplarını burada vermek yerine sizi iç sayfalarımıza davet edelim. İzzetin ve zilletin anlamını kimliğimizin gerektirdiği eksene oturtalım ki kaybımızı ve kazancımızı görebilelim.

Abone kampanyamıza dikkatinizi çekerek sizi dergimizle baş başa bırakıyoruz.

Ocak sayımızda buluşmak üzere inşallah.

Sabahattin AYDIN