İzzet ve Zillet

Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz hali bundan daha tesirli anlatamayacağımız için, sözü merhum Arif Nihat Asya’ya bırakarak başlayalım. “Mersiye”sinde şöyle diyor üstad:

“Hudâ ki rûz-i ezelden asîl kıldı bizi
Rasûl-i Ekrem’e bir gün vekîl kıldı bizi
Taraf taraf, yedi iklimi Hakk’a davette
Delîl kıldı bizi.”

(Cenab-ı Mevlâ, Elest Meclisi’nde kulluk misakı alarak bizleri asil kıldı. Bizi Rasulullah s.a.v.’e ümmet, O’nun tebliğine vekil eyledi. Bizlere, örnek müminler olarak dünyanın dört bir tarafındaki insanları Hakk’a çağırma, onlara doğru yolu gösterme şerefini bahşetti.)

“Sonra bilmem ne oldu
Bahtı siyah, hacîl kıldı bizi.
Ve hacâletle büktü boynumuzu
Melûl ü melîl kıldı bizi.
Düştü bir bir kopup kanatlarımız
Azîz-i vakt idik, a’dâ zelîl kıldı bizi.”

(Sonra ne olduysa bahtımız karardı, utanılacak hallere düştük. Başımız öne eğildi, mahzunlaştık, ümitsizliğe kapıldık, kolumuz kanadımız kırıldı. Düşman; bir zamanlar aziz olan, dünyaya hükmeden biz müslümanları zelil kıldı.)

Ali Yurtgezen’in hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Aralık 2017 sayısında.