Köle ve Efendi

İki türlü köle vardır:

  • Rabbin kölesi
  • Nefsin kölesi.

“Köle” ifadesini özellikle seçtik. Bakalım nefsimiz mi bize köle, yoksa biz mi nefsimizin ve şeytanın kölesiyiz.

Köle varsa, kölenin sahibi yani efendisi de var demektir. Amel sahiplerinin kalplerini temizleyerek Allah’ın zikri ile tezyin etmesi efendiliktir. Bu kişiler cemal ve celâl sahibi Allah Tealâ’ya yakınlık kurarlarsa, Allah’ın huzurunda kul, insanlık içinde ise efendi olurlar.

Kulluk makamındaki bir zatın, yani Allah’a teslim olmuş olan bir efendinin tuttuğu orucun Allah katındaki kıymeti değişiktir. Şöyle bilinmelidir ki, yakîn (şüpheden uzak ve tam iman) sahibi bir zat orucu kalbine, sıradan bir insan ise bedenine tutturur.

Bedenine oruç tutturan yemez, içmez. Kalbine oruç tutturanın ise kalbine dünyevî kaygı ve düşüncelerden bir endişe gelmez. Kulağı, gözü ve dili Allah’ın koyduğu sınırları asla aşmaz. Kulak boş söz dinlemez, göz harama bakmaz. Haram gözle bakanların yanında da durmaz. Orucu böyle tutan kimseye günün her saati için nuranî bir kapı açılır. Zikir çekmemiş olsa bile bütün gününü zikirle imar ve ihya etmiş gibi olur. Böyle oruç tutana şöyle denir: “Oruçlunun uykusu ibadet, nefesi tesbihtir.”

Yazının devamı Semerkand Dergisi Aralık 2017 sayısında.