Kitaplık

Son Kale: Gırnata Düşerken

Yazar: Hilal Taş
Yayınevi: Eşik Yayınları
Yayın Tarihi: Kasım 2017
Sayfa Sayısı: 216

Tarihimizin şanlı sayfalarını, medeniyetimizin parlak asırlarını öğrendiğimiz gibi geçmişimizin hazin hikâyelerini de okumalı, öğrenmeliyiz. Hak ile bâtıl savaşında zayıf düştüğümüz, yenildiğimiz dönemler ve hadiseler günümüz için ibretli bir mektup gibidir. Bugün karşımızda duran, müslümanlara karşı topyekûn cephe almış, türlü entrikalarla son darbeyi vurmaya hazırlanan düşmanımızı doğru tanımak için bu ibret sayfalarına ihtiyacımız var.

Müslümanların erken dönemde ulaştığı en uç bölge Endülüs’tür. Yani bugünkü İspanya’nın güney şehirleri. Tarık bin Ziyad komutasındaki İslâm ordunun fethettiği Endülüs, asırlar boyunca İslâm ile aydınlanmış; âlimleri, medreseleri ve kütüphaneleriyle altın yıllarını yaşamıştır. Endülüs’de yetişen âlimler bütün İslâm dünyasına yayılmış, burada yazılan kitaplar okyanuslar ötesinde okunmuş, şerh edilmiştir.

Müslümanlar Avrupa’nın güney-batı ucuna, Endülüs’e yerleşmişler fakat yeni yerler fethedememişlerdir. Gerçi ilk dönemlerde fetih sancağını daha ileri noktalara taşımak için uğraşmışlar, fakat coğrafî şartlardan da kaynaklanan zorluklarla düşmana karşı tam bir galibiyet sağlayamamışlardır. Buna rağmen ilimde ulaştıkları seviye ile bütün Avrupa’yı etkileri altına almışlar, papazlar bile Endülüs medreselerine öğrenim görmeye gelmişlerdir.

İlk beş asırda hem ilimde hem mimarîde altın çağını yaşayan Endülüs zaman içinde fitnelerle gücünü kaybetmeye başlamış ve düşmana karşı direncini kaybetmiştir. Birlik zamanında yardımlaşmayan emirler, şehirler birer birer düşmeye başlayınca hakikati görmüş, fakat iş işten geçmiştir.

Endülüs’te son düşen kale Gırnata’dır. Kurtuba ve İşbiliyye’den sonra o da hristiyanların eline geçmiş ve tarihte görülmemiş mezalimlerle kaybedilmiştir. Âlimler idam edilmiş, kitaplar yakılmış, halk zorla hıristiyanlaştırılmıştır. Endülüs’ün yıkılışı ile başlayan sözde medeni Avrupa’nın istila tarihi, kan donduran vahşet hikâyeleriyle halen devam etmektedir.

İşte, Eşik Yayınları’nın tarih romanları serisinden çıkan “Son Kale: Gırnata Düşerken” tarihimizin hazin hikâyelerinden birini, Endülüs’ün çöküşünü anlatıyor. Yazar Hilal Taş, asırlar öncesinden bir ibret mektubu olarak sunuyor Gırnata’nın hazin hikâyesini.

Kitaptan: Endülüs’ten İkinci Bayezid Han’a Mektup

“Selâm, kâfirlere aşağılık elbisesini giydiren şerefli, yüce kişiye olsun. Selâm, Allah’ın nüfuzunu genişlettiği ve her bölgede zaferle güçlendirdiği kimseye olsun. (…)

Büyük bir felakete uğramış esirlerden size selâm. Ne büyük bir felakettir o! Daha önce kapalıyken kâfirler önünde açılan yüzlerden size selâm. Kendilerine zorla domuz ve kokuşmuş etler yedirilen yaşlılardan size selâm. İhanete uğradık, hıristiyanlaştırıldık, dinimiz değiştirildi. Eziyete uğradık, her türlü kötülükle bize muamele edildi. (…)

Erkek ve kız çocuklarımız esir edilirler veya kötü bir şekilde öldürülürler korkusuyla boyun eğdik. Eskiden bu topraklardaki ahit altındaki müslümanlar gibi yaşamak üzere boyun eğdik. Namazlarımızda ve ezanlarımızda serbest bırakılmak ve Şeriat’ın diğer emirlerinden hiçbirini terk etmemek üzere boyun eğdik. (…)

Bize anlaşma ve ahdi içeren belgeler göstermiş ‘İşte bu benim size güvencem ve taahhüdümdür’ denilmişti. Gözümüzü boyadığı anlaşmalara uymadı. Bizi baskı ve güç kullanarak istemeye isyemeye hıristiyanlaştırdı. Ellerimizdeki tüm kitapları yaktı ve onları pisliğe ve çöplüğe attı. Din kitaplarımızı alay ve hakaretle ateşe attılar. Hiçbir müslümana ne bir kitap ne de yalnızlıkta okunacak bir Kur’an bıraktılar. Oruç tuttuğu ve namaz kıldığı bilinen herkes her halükârda ateşe atılıyordu. İrademiz dışında, rızamız olmaksızın adlarımız değiştirildi. (…)

Ey Efendimiz! Rabbimiz Allah’ın en hayırlı kulu Muhammed s.a.v. adına senden yardım diliyoruz.”

Öğrencinin Halleri, Tacettin Aslan, Genç Okur Yayınları

Evet, öğrenciliğin sırrı çözüldü! Hem de bir öğrencinin itiraflarıyla! Tacettin Aslan, öğrenci olmanın sıcak tecrübesi ve heyecanıyla öğrenciliğin dertlerini ve ayrıcalıklarını yazdı. Belki de içlerinden biri olduğundan, öğrendiğimiz kadarıyla öğrenciler de bu kitabı çok sevmiş. Biz de henüz okumayan öğrencilere duyuralım dedik.

Adım Adım, Zeynep Sati Yalçın, Eşik Yayınları

Öyküye rağbet bir tarafa, neredeyse uzun öykü yahut hikâye yazarımız yok. Mustafa Kutlu’nun bu vadide yeri ayrı tabi. Gerçi o, öykü yerine hikâye diyor. İki yıldır yayınladığı öykü kitaplarıyla öne çıkan Eşik Yayınları, ilk kez bir uzun öyküyü okurla buluşturdu. Darısı öykülerimizi uzatacak diğer yazarların başına.

Ömer Nasuhi Bilmen’in Eserlerinde Hikmet-i Teşrî’, Prof. Dr. Abdullah Kahraman, Nizamiye Akademi Yayınları

Hikmet-i teşrî’, dinî hükümlerin hikmet ve sırlarından bahseden bir ilimdir. Prof. Dr. Abdullah Kahraman, son asırda yaşamış büyük âlimlerimizden merhum Ömer Nasuhi Bilmen’in “Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu” başta olmak üzere “Büyük Tefsir Tarihi” ve “Büyük İslâm İlmihali” adlı eserlerinden hikmet-i teşrî’e dair kısımları bir araya getirmiş. Kitap aynı zamanda, dini ve dinin içindeki emir ve yasakları “insanın faydası” odağında ele alan, neden ve niçin sorularına cevap veren hikmet-i teşrî’ ilmi hususunda önemli bir boşluğu dolduruyor.

Beyzavî Tefsirinde Tasavvuf, Doç. Dr. Dilaver Selvi, Nizamiye Akademi Yayınları

Tasavvuf alanındaki akademik telif ve hacimli tercüme çalışmalarıyla bilinen Dilaver Selvi diyor ki: “Kâdî Beyzavî, İslâm aleminde daha çok tefsir ve usûl alimi olarak tanınır. Onun tasavvufî yönü pek bilinmez. Fakat tefsiri incelendiğinde, onda tasavvufî bir üslupla yapılmış pek çok açıklama ve işârî yorum örnekleri görülür. Bunların bazısı tam bir işârî tefsirdir.” Selvi, bu hacimli tefsir kitabımızı bu tezi doğrultusunda işârî tefsir yönünden baştan sona inceleyerek bu önemli eseri yazmış. Ayrıca bu tefsir üzerine yapılmış haşiye ve diğer işârî tefsirlerle de eser zenginleştirilmiş. Kitabın kısa zamanda araştırmacıların teveccühüyle karşılaşacağını tahmin ediyoruz.