Tavan Arası

Nasıl Bu Hale Geldik?

Kudüs’ü konuşuyoruz. Mazlum Filistin halkının yaşadığı, fakat bütün müslümanların mukaddes beldesi Kudüs’ü… Aslında sadece Kudüs’ü değil, bir bir işgal edilmiş ve edilmekte olan bütün şehirlerimizi, mukaddeslerimizi konuşmamız, dert edinmemiz gerekiyor. Üstad Sezai Karakoç’un dediği gibi “Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer” inşa etmek için konuşmamız, hatırlamamız, ağlamamız, dertlenmemiz gerekiyor.

Konuşurken “Nasıl bu hale geldik?” sorusunun cevabını da sürekli sormamız, birlik ve dirliğimizin, ümmet şuurunu kaybedişimizin sebeplerini ortaya çıkarmamız gerekiyor.

Mesele Kudüs olunca, Kudüs’ü konuşuyoruz. Bu bir yangından diğerine koşup durmaya benziyor. Şimdi Kudüs’ü konuştuğumuz kadar Şam’ı, Bağdat’ı, Kahire’yi, Yemen’i de konuşmamız gerekiyor. Bosna’dan Doğu Türkistan’a müslümanların ufkuna çökmüş istila bulutlarına karşı daha diri olabilmemiz için lazım hatırlama ve konuşmalar. Surlarımızın duvarlarının niçin köhnediğini bilmemiz için lazım.

Ali Sözer’in hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Ocak 2018 sayısında.