Yeniden İslâm Toplumu

Suriye’de 2013 yılında kimyasal saldırıya maruz kalan küçücük çocuğunu hastaneye yetiştirmeye çalışan bir babanın haber bültenlerine düşen feryadını hatırlayanlarımız vardır. Kucağında can veren yavrusunun cesedini kameralara doğru tutup; “Nerede bu İslâm dünyası!” diye haykırıyordu.

Gerçi böyle sahnelere son zamanlarda çokça şahit oluyor, her defasında aynı yakıcı soruyu işitiyoruz. Müslümanlar olarak karşı koymakta aciz kaldığımız saldırılar, başımızı öne eğdiren tefrikalar, kardeşlerimize reva görülen zulüm ve katliamlar karşısında bazen bizim de dilimizden dökülüyor bu cevapsız soru.

Cevapsız, karşılığı olmayan, muhatabı bulunmayan bir soru bu. Çünkü böyle bir dünya yok maalesef. Müslümanların 1 milyar 700 milyonluk nüfusuna rağmen bir “İslâm dünyası”, “İslâm âlemi” yahut “İslâm toplumu” yok.

Olsaydı, Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Doğu Türkistan’daki mezalim bu kadar yıldır devam edemezdi. Olsaydı, başımız her derde girdiğinde dünyadaki zulüm düzenini kitabına uydurmakla vazifeli “uluslararası toplum”dan medet ummazdık.

Bugün halkının çoğunluğu müslüman olan onlarca devletin oluşturduğu “dünya”, sınırlarından siyasetine kadar neredeyse her şeyini sömürgecilerin belirlediği bir dünya. Hasıl-ı kelâm bizim alışılagelmiş bir ezberle “İslâm dünyası” dediğimiz dünya “İslâm’ın dünyası” değil.

Ahmet Nafiz Yaşar’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Ocak 2018 sayısında.