Derviş Bohçası

“Firar” aslen Arapça bir kelime olup “kaçmak, gözden kaybolmak” gibi manalara gelmektedir. Tasavvufî bir kavram olarak ise “kulun kendisini Allah’tan uzaklaştıran fiillerden Allah’a yaklaştıran fiillere kaçması”dır. Firarın özünde Allah’a yaklaşma niyeti vardır. Bu niyet sayesinde kişi kendisini Allah’a itaat etmekten alıkoyan her şeyden kaçar.

*  *  *

Firarın zâhirî ve bâtınî olmak üzere iki boyutu vardır. Zâhirî boyut, Allah’tan uzaklaştıracak her türlü işten, yani günahlardan kulun elini eteğini çekmesi ve sonrasında kendini Allah’a yaklaştıracak fiillere koşmasıdır. Bâtınî boyut ise firarın dışarıda değil, kişinin kendi içinde gerçekleştiğini bilmesidir. Yani kulun kalbinde gerçekleşen bir firar…

Kul günahlardan kaçar, sâlih amellere yönelir ve tefekküre başlar. Tefekkür, kulun kendi acziyetini idrak etmesine ve sığınılacak bir tek merci olduğunu bilmesine vesile olur. Bu merci ise Allah Tealâ’nın kapısıdır, kul da o kapıya sığınır.

Cihat Ceylan’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Şubat 2018 sayısında.