Hancı Kim Yolcu Kim?

Yol ve yolcu kelimeleri, şu kürre-i arz üzerindeki hikâyemizi anlatmak bakımından son derece etkili ve bir o kadar da isabetli kelimeler. Belki bu yüzden, Anadolu irfanının hayata bakışının bir özeti olan şu mısralar hepimizin aklında: “Uzun ince bir yoldayım / gidiyorum gündüz gece.”

Uzun ince bir yola çıkışımız, ezelde ruhlarımızın yaratılışı ile başladı, ebediyet menzillerinde son bulacak. Bu kadar sıkı tutunduğumuz dünya ise, yine Âşık Veysel’in de benzetmesiyle, bu yürüyüşün iki kapılı konaklama yerinden, bir handan ibaret. Doğumla girdiğimiz kapıdan ölümle çıkıyoruz.

Hiç kimsenin insan hayatını yolculuğa benzetmeye itirazı olacağını sanmıyorum; fakat dünya hanında belli bir mühlet için misafir olduğumuzu kabullenmekle ilgili hayli sıkıntımız var. Belki de Han Sahibi’nin her birimizi en özel hissettiren ağırlaması, sayısız ikramı kendimizi buranın sahibi zannetme yanılgısına düşürüyor. Gözümüzün önünde daima yeni konanlar olmasına, daha dengini bile toplayamadan dönmemek üzere çıkıp gidenlere rağmen. Şaşmaz bir oluş-bozuluş döngüsünü tecrübe etmemize rağmen.

İşte bu noktada bizi uyandıracak, yolculuğumuza odaklanmamızı sağlayacak, menzilleri hatırlatacak haberlere, habercilere ihtiyacımız var. Kendi yolculuğunu müdrik, gözü konakladığı hanın ihtişamına kapalı ama varılacak yerin hallerine açık habercilere. Uzak-yakın menzillerde bizi nelerin beklediğine dair haberlere. Yolcu gibi yaşama şuurunu ilka edecek rehberlere ve yoldaşlara…

* * *

Bu satırlar yazılırken, dünya hanını kendi mülkü gören, bunun için kendince nereyi lüzumlu görüyorsa orayı nice yıkımlar pahasına istimlaki altına almaya çalışan müfsitlere karşı yeni bir mücadele başlamış bulunuyor. Afrin harekâtından bahsediyorum.

Olan biteni siyasî, askerî, ekonomik, kültürel pek çok açıdan okumak mümkün. Hanı yağma edenlerle orada temiz bir yolculuk için bulunmak isteyenler; yani bozguncular ve ıslah ediciler karşıtlığı üzerinden de okuyabiliriz. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın, Kitab-ı Kerim’inde bildirdiği şu hakikat tarihin sayfalarına gömülmüş değil: “Onlara, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın, denildiği zaman, biz ancak ıslah edicileriz, derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.” (Bakara 11-12)

Şehadeti en büyük hayat mertebesi bilen, ismini dünyada yolcu gibi yaşama kültüründen alan Mehmetçiğimizin gazâsı mübarek olsun. Hak Tealâ ordumuzu daima mansur ve muzaffer kılsın.

Mart sayımızda buluşmak üzere inşallah.

Sabahattin AYDIN