Derviş Bohçası

Sözlükte “görmek, seyretmek, gözlemlemek ve şahitlik etmek” gibi manalara gelen “müşahede”, tasavvufî bir kavram olarak, Allah Tealâ’nın kalpte yer edişini, O’nun yaratılmışlar üzerindeki tasarrufunu ve insanın hayatındaki tecellilerini seyretmek gibi anlamlara gelmektedir.

İbn Fûrek rh.a., müşahedenin, “sürekli Allah’ın gözetimi altında olduğunu bilme” anlamına gelen “murakabe” halinin bir neticesi olduğunu söyler. Ona göre “Müşahede, sıfatlarında her türlü kir ve pisliklerden, ağyar ve zıtlıklardan kurtulan kalplerin işidir. O kalpler, her şeyin sahibinin ve her şeye hükmü geçenin Allah Tealâ olduğunu bilir. İlahî nurların görünmesi ve gizli olan şeylerin açığa çıkması böyle kalplerdedir.”

Aynı şekilde İmam Kuşeyrî k.s. de müşahedeyi, herhangi bir şüphe olmadan kulun kalbiyle Hakk’ın huzurunda olması olarak tanımlar. Kul her baktığı yerde Hakk’ın tecellilerini görür. Bütün varlıkların Allah Tealâ’yı tesbih ettiğini ve O’nu tevhid etmesini (O’ndan başka ilah olmadığını bilmesini) seyreder.

Cihat Ceylan’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mart 2018 sayısında.