Soy Ağacı

Geçen gün, yapmam gereken işleri vaktinde bitirmiş olmanın keyfi ile kendime bir kahve yapıp, şu soy ağacıma bir de ben bakayım dedim. Malum, e-devlet soy ağacımızı yayınladığı günden beri sistem kilitlendi. Herkes bir telaş, acep benim dedelerim nerelerde yaşadı, ne yedi ne içti bakıp öğreneyim derdine düştü. O günlerde sisteme giriş yapıp bakamadım ama içime de bir kurt düşmedi değil hani.

Çünkü küçükken, bir  çoğunuz gibi o “biz seni filan yerden aldık” hikâyesine ben de maruz kalmıştım. Şimdiki bebelere böyle bir şey yapsak, anında travmaya girip aylarca kişilik bozukluğu yaşarlar. Bizim zamanımızda travma kelimesi henüz icad edilmediği için, biz bir köşede veya geceleri yorganı kafamıza çekip gizli gizli ağlayarak atlatıyorduk bu gibi durumları. Benim muhterem babam da  bana şaka yaparken  sık sık “kızım biz seni bohçacılardan aldık” derdi.

Gamze Gürler Kırcılı’nın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mart 2018 sayısında.