Sultan Abdülhamid Han

Bir öksüz şehzade

“Zavallı anneciğim pek genç yaşında gitti; hayali daima gözümün önündedir; onu hiç unutmadım. Beni çok severdi. Hasta olduğu müddetçe karşısına oturtup yüzüme bakmakla yetinirdi, beni öpmeye kıyamazdı. Allah rahmet eylesin.”

Hünkâr hazretlerinin kızı Ayşe Osmanoğlu babasının validesine olan düşkünlüğüne dair bu sözlerini nakleder. Henüz on yaşındayken, verem illetine yakalanan validesi Tir-i Müjgan Kadınefendi’yi kaybetmesi şüphesiz ki Sultan Abdülhamid’in karakterinde derin izler bırakmıştır. Üstelik Şehzade, annesinin hastalığı sebebiyle belli bir mesafede durmak zorundadır.

Sultan Abdülhamid Han’ın özellikle şehzadeliği döneminde içine kapanık diyebileceğimiz, kanaatlerini dışa vurmaktan kaçınan, sessiz ve sakin kişiliği çocukluğunda yaşadığı bu ağır hadise ile ilişkilendirilebilir. Onun bu karakteri şehzadeliği döneminde davet üzerine toplantılarına katıldığı Jön Türkleri oldukça ürkütmüş, birkaç defadan sonra toplantılarda kendisine bir daha yer verilmemiştir.

Annesinin vefatından sonra Şehzade Abdülhamid’in bakımını Perestu Kadınefendi üstlenir. Oldukça sık hasta olan Şehzade Abdülhamid’in adeta üzerine titreyen bu müşfik hanım, Sultan Abdülhamid tahta çıktığında öz annesiymiş gibi “Valide Sultan” ilan edilmiştir. Perestu Sultan’a hürmette kusur etmeyen Hünkâr hazretlerinin, vefa ahlâkına gerçek manada sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Numan Yavuz’un hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mart 2018 sayısında.