Derviş Bohçası

Sözlükte, “üstte olanı alta getirmek, içtekini dışa çevirmek, dönmek ve değiştirmek” gibi anlamlara gelen “kalp” kelimesi, insanın idrak etme, anlama, düşünme ve hissetme yetisinin kaynağı olan lâtifenin adıdır. Kalp; niyet, akıl ve hikmetin yer aldığı, insana has rabbânî bir latifedir. İman kalpte yer alır ve kalp bütün bedenin hükümdarıdır.

Tehânevî rh.a. kalbi şöyle tanımlar: “Kalp, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının üzerinde döndüğü bir noktadır. Bu yüzden çok hızlı değişir. İnsan için önemli olan Yaradanı’na dönmektir. Bu da ancak değişimi sağlayan kalp ile mümkün olur.”

*  *  *

“Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman, onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal, 2) ayeti kerimesi ve “Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi olduğunda bütün vücut iyi olur. O bozulduğu zaman bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir!” gibi hadis-i şerifler sebebiyle tasavvuf ehli kalbe son derece büyük önem vermiştir.

İnsanı, kemâle doğru yol alan ve her adımında Hakk’ı arayan bir sâlik olarak gören tasavvuf ehlinin, duygu, düşünce ve fiillerin merkezi konumundaki kalbin temizlenmesine önem vermemesi düşünülemez. Bu sebeple olsa gerek Bişr el-Hafî k.s. hazretleri sûfiyi “kalbini temizleyen kişi” olarak tarif eder.

Cihat Ceylan’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2018 sayısında.