Nefsin Egemenliği

Bir kişinin nefsine kapılmasını kolayca tahayyül edebiliriz. Ama nefsin koskoca bir topluma, ülkeye, hatta dünyaya tümden hakim olduğunu hayal etmek güçtür. Fakat gerçek şu ki, Batı iki asırdır nefse dayanan düzenini dünyaya yaydı. Batı ile ilgili ne okursak okuyalım ne duyarsak duyalım, esası “ben” diyen ama “O” diyemeyen kâfir nefstir. Kapitalizm, rasyonalizm, bilim, modernite demekle gerçek değişmiyor.

Aslında siyasetten iktisada, bilimden sanata her zaman, her yerde, her medeniyette iki şey birbiriyle çatışıyor: Nefsaniyet ve Rahmaniyet. Bir yanda sürekli nefsi üstün tutan, dolayısıyla benliği, bencilliği, çifte standardı esas alan kişiler, toplumlar, devletler var. Adı kapitalizm, sosyalizm olsun farketmez, bunun adı “nefs düzeni”dir.  Öte yanda ise nefsini geriye atıp imanını öne çıkaran kişi, toplum ve devletlerin nizamı var. Onun adı da “kulluk düzeni”dir. Osmanlı da öyledir, Endülüs de, Buhara da, Memlük de…

Atilla Pamirli’nin hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2018 sayısında.