Bilene ve Bilgiye Saygı

Paris’te 40 senedir yaşayan bir ağabeyim var. Şu sıralar bizim evde misafir ediyoruz. Dün şehir dışına gitti, gece yarısı döndü. Bu sabah ben “abi neler gördün anlat” dedim. Bir kafeye gittiğinden bahsetti. Otururken yan masadaki gençlerin Batı’yı övmelerini, Paris’ten hayranlıkla bahsetmelerini işitmiş, kulak misafiri olmuş. Dayanamamış -zaten benim gibi o da hiç dayanamaz- gençlere dönmüş:

– Yavrum, oralar sizin bahsettiğiniz gibi hiç değil. Sizin şu oturduğunuz kafelere ancak merkezî yerlerde rastlarsınız. Öyle sandığınız gibi parıltılı bir hayat yok orada, demiş. Gençlerden biri:

– Hiç olur mu? Sen nereden biliyorsun, hiç orayı gördün mü, diye cevap vermiş. Ağabeyim de;

– Yavrum, ben 40 seneden beridir oradayım. Batı sizin sandığınız gibi değil, demiş ama bizim gençleri yine de ikna edememiş.

Edemez, zira bu zanlar, sözler, alkışlamalar bilgisizlik kadar hatta ondan da fazla aşağılık kompleksinden kaynaklanır.

Bunun üzerine ben de ağabeyime dedim ki:

– Eskiden ‘Komünistler Moskova’ya!’ diye bağıranlar vardı. Şimdi de bizim gençlere ‘Batıcılar Batı’ya!’ diye bağırmak lazım. Gidip görsünler, ne olduğunu da anlasınlar!

Ağabeyim ise:

– Vallahi kardeşim, gitseler de göremezler, dedi.

Ne kadar doğru! Kişi aklıyla, gözüyle değil; kalbiyle, niyetiyle görür çünkü.

Atilla Pamirli’nin hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mayıs 2018 sayısında.