Dünya Hali

Yeni Türkiye’nin Miladı 24 Haziran

Türkiye, bir yıl sonra yeni bir seçim sath-ı mailine girmiş bulunuyor. 2002’den 2014’e kadar seçim süreçlerinin rutin bir şekilde yürütülmesine alışmıştık. Ancak, olağanüstü şartlarda olağan dışı hareket etmek gerekiyor. Gerekçelerini aşağıda açıklayacağımız birtakım durumlar nedeniyle 2014’ten bu yana üst üste sandığa gitmek zorunda kaldık. En son geçtiğimiz yıl, 16 Nisan’da gerçekleştirilen referandumla birlikte Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçiş yapmıştık. Aslında planlanan ve üzerinde ısrarla durulan Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2019’da yapılmasıydı. Öylesine odaklanmıştık ki, 2019 adeta yeni bir milat olacaktı. Yeni yönetim modeline geçişle birlikte ülkemizde pek çok şeyin değişeceği düşüncesi bütün dikkatleri 2019’a yönlendirmişti. Ancak, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan olumlu cevap geldi ve erken seçim kararı alındı. Hatta, Devlet Bahçeli’nin teklif ettiği 26 Ağustos tarihinden de öncesi için karar alınarak 24 Haziran tarihinde yapılması uygun görüldü.

7 Şubat 2012’den başlayan ve halen devam eden operasyonların içindeyiz. 17-25 Aralık sivil darbe girişimi, 2014 ve 2015’te yapılan mahallî idareler, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerini sabote etme girişimleri, 15 Temmuz 2016’da yaşanan hain darbe girişimi ile 15 Temmuz’dan beri karşı karşıya kaldığımız küresel ekonomik, siyasal ve sosyolojik saldırıları birbirinden bağımsız düşünmemiz mümkün değil. Hemen her yazımızda ifade ettiğimiz gibi, Türkiye bağımsızlık mücadelesi veriyor. Dört bir koldan kuşatılmak istenen ülke, bir yandan da küresel güçlerin içerideki taşeronlarıyla mücadele ediyor. Millet kenetlendikçe başka başka girişimlerle yıldırmaya, diz çöktürmeye çalışıyorlar. Ekonomideki dalgalanmalar, dövizin hesapsız yükselişinin sebebi de bu.

İsmail Taha’nın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mayıs 2018 sayısında.