Tekkeler mi Bozuldu, Tekkelere Bakışımız mı?

Tasavvuf terbiyesinin verildiği dergâh, hankâh, tekke ve zaviyeler, aynı zamanda gönüllü olarak hizmet gören sosyal müesseselerdir. Tarih boyunca garip gurebanın sığınağı olmaktan başka, yerine, zamanına, şartlara ve ihtiyaçlara göre bazen ribat (sınır karakolu), bazen mektep yahut medrese, bazen de türlü zenaat ve sanatların talim edildiği merkezler gibi hizmet vermişlerdir.

Tasavvuf zemininde okçuluktan şiire, musikiden çarşı pazara kadar hayatın her alanına nüfuz eden bir irfanla sağlıklı bir İslâm toplumunun teşekkülünde başlıca etken olarak görüldükleri için de hem Selçuklu hem Osmanlı devirlerinde devlet tarafından desteklenmişlerdir.

Ancak özellikle 19. asrın ikinci yarısından itibaren Batılılaşma yanlısı çevrelerce tekkelerin bozularak bu fonksiyonunu kaybettiği, “miskin ve asalakların yatağı” haline geldiği iddiası yaygınlaştırılmış ve zamanla bu iddia “tartışılmaz bir gerçekmiş” gibi kabul görmüştür.

Ali Yurtgezen’in hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Mayıs 2018 sayısında.