İç ve Dış Birlikte

Rasulullah s.a.v. Efendimiz bir gün hasır üzerinde yatarken Hz. Ömer r.a. yanına gelir ve mübarek vücudunda hasırın iz bıraktığını görür. Bu hale razı olmaz ve üzüntüsünden ağlar. Rasulullah s.a.v. Efendimiz “Bu hâl bizim için iyidir” (Buharî, Tefsirü’l-Kur’an, 66) buyurur.

Efendiler! Habib-i Hüda Efendimiz, peygamberlerin en üstünü ve kâinatın yaratılış sebebi oldukları halde, çok ibadet yapmaktan mübarek ve mukaddes ayakları şişerdi. Kendileri zaten “En büyük ahlâk üzere” (Kalem, 4) idiler. Rasulullah s.a.v. böyle yaparken bizim durmamız olur mu? Zâhirde ve bâtında kendilerine tâbi olmak için çok gayret etmemiz gerekmez mi?

Efendimiz s.a.v.’in zâhirî halleri şeriat, bâtınî halleri ise marifet ve hakikattir. Kur’an-ı Kerim’in de zâhiri şeriat, bâtını hakikattir. Şeriata inanırken hakikate inanmamak olmaz. Hepsi de ilahî emirdir.

Yazının devamı Semerkand Dergisi Ekim 2017 sayısında.