Unutulmaya Yüz Tutan Şeyler Sözlüğü

KESEKÂĞIDI

Bundan çok zaman önceydi. Dayım askerden gelmişti. İşsizdi. Büyükbabam arabasını sattı, ona bir manav dükkânı açtı. Neden manav dükkânı, neden bakkal değil? O değil, bu değil de manav? Dayım askerde görmüş böyle bir manav, özenmiş. Büyük babamların evine yakın bir dükkân tutmuşlar. Tezgâhlar alınmış. Portakallar, mandalinalar dizilmiş. Kıvırcıklar, turplar, limonlar şu tarafa, elmalar greyfurtlar bu tarafa…

Bekliyoruz. Gelen giden başını bir uzatıyor. Manavın yeni açıldığını öğrenip gidiyor. Hava soğuyor. Dayım elektrik sobasını kısıkta açıyor. Dizlerini ovuşturup yere bakıyor. Dalıp gidiyor. İşlerin iyi gideceğine dair bir cümle söyleyip ayağa kalkıyor, iki elmanın yerini değiştiriyor. Bir portakalı önlüğünde parlatıyor. Çürük bir mandalinayı fark edince canı sıkılıp çöpe atıyor. Sandalyeye yeniden oturuyor dizlerini ovuşturup gözlerini yere dikiyor.

Ferzan Topatan’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Ekim 2017 sayısında.